Ebu Zer

  Çöl bu Aksi sedası olur mu ne dağ var ne duvar dinmeyen feryadı Arştan yere bir sayha gibi yankılandı Kum tepeleri haşyetle çalkalandı.   Rebeze çölünde Ebu Zer deli divaneydi Zulüm, sürgün ve açlık Cümlesi bahaneydi İman, öfke ve adaletten başka derdi neydi?   Çölün sakinleri ona […]

Süruş’un tarihselciliği ve hermenötiği

1)Peygamber, eksen, suret Abdülkerim Süruş’ün “üç halin ikincisinde” öne sürdüğü iddia, peygamberin vahyi kendi suretinde açığa çıkardığı tezidir. Nasıl şaire ilham geliyorsa ve şair de bunu kendi diliyle ifade ediyorsa, bunun gibi, peygamber de kendi suretinde bunu açığa çıkarır. Dolayısıyla suret, peygambere ait olup ilahi değildir. Bu iddiayı […]

Kelam-ı Muhammed: Dil, toplum, kültür

Kur’an’ın Arapça dil ile kolaylaştırılmış olması Arapçanın doğasından değil, beşerin konuştuğu dil dolayısıyla kolaylaştırılmış olmasından kaynaklanır. İsmail (a.s)’dan başlamak üzere belki ilahi bir yönlendirme ile son vahye hazırlandı ve muhtemelen vahiy zamanında Arapçanın dışında başka bir dil vahyin ifadesine yeterli değildi. Ancak yine de vahiy bağlamında Arapça li-aynihi […]

Süruş’un İkinci Hali’nden “Kelam-ı Muhammed”

Vahiy ve ilham, peygamber ve şair Süruş’un üzerinde durmamız gereken “Kelam-ı Muhammed” tezi dört ana noktada toplanmaktadır: 1) Peygamber şair gibi ilham alır. Bir şair gibi aldığı ilhamı kendi bilgi ve kavrayış/anlayış kapasitesi çerçevesinde yeniden aktarır. Ancak bu iddiayı öne sürerken peygamberin şairden daha üst bir mertebede olduğunu […]

10 Mart

10 Mart   Sen bu sabah geldin martın onunda ne için geldin, unuttun mu bir şey için geldin geldiğin gibi gideceksin sonunda (10 Mart 1951’den 10 Mart 2019’a)