Author Archives

Ali Bulaç

Eylemlerimizin değeri

Eylemlerimizin hangi anlam haritasında yer bulduğunu tespit etmek için hem “din”in, hem  “düşünce ve bilgi disiplinleri”nin yargılarına bakmakta yarar var. “Din”le beraber “düşünce ve bilgi disiplinleri”ni zikretmek dine eşdeğer veya ona paralel başka hakikatlere yer açmak anlamına gelmiyor. Bu modern zihnin daha kolay kavraması için İbn Sina’dan mülhem […]

Dindar muhafazakârların sekülerleşmesi

Başlangıçta laiklik, Kilisenin dini bir kurum olarak devlet üstündeki tahakkümüne; din adamları sınıfının laik kitleler –ruhban sınıfına dahil olmayan bilumum Hıristiyanlar laiktir- üzerindeki imtiyazlarına ve Kilise’nin sınırlarını çizdiği dini öğretinin içinde farklı yoruma cevaz vermeyen dogmatik tutum demek olan teokrasiye karşı bir kurtuluş reçetesi olarak formüle edilmişti. Kilise […]

Siyaset ve siyasi kültürümüz üzerine

    Müslümanların modern zamanlarda tarihin ve siyasetin kurucu özneleri olmasını engelleyen bazı “dini sebepler” var. “Dini” olarak işaret etmek istediğim sebep, “din’in kendisi”nden veya “Kur’an ve Sünnet gibi ana referansları”ndan değil, fakat bu iki kaynağın çizdiği çerçevenin belli bir yorum tarzına tabi tutularak bir tür kendi meşruiyet amacına […]

ÇÖL

Çöl farklı bir varlık alanıdır. Çölü düşündüğünüzde aklınıza ne gelir? Tefekkürünüze konu olabilecek pek bir şey aklınıza gelmez. Çölde belirgin bir obje yok. Fikretme etkinliğinizin referansını kendinde varlık olarak materyal oluşturuyorsa, çölde bu evsafta materyal olmadığından materyalist olmazsınız. Çölde her taraf dümdüz, sarı ve aynı. Ana zemin düz […]

Deve üzerine

“Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı? Göğe, nasıl yükseltildi? Dağlara; nasıl oturtulup-kuruldu? Yere; nasıl yayılıp-döşendi?” (88/Gaşiye, 17-20) 17. ayette yüce Allah, insanın –ve elbette vahyin ilk muhataplarının- tabii çevresinde sıkça temas halinde oldukları deveye dikkat çekerek yaratıcı vasfı üzerinde düşünmeye davet etmektedir. Devenin kendine özgü hususiyetleri vardır: Razi, […]