Author Archives

Ali Bulaç

Can

  Canımın canı, ruhumun mayası Senin nefesin canımın kimyası   Ne güzeller gördüm her biri candı Canın can verdiği güldü, mercandı   Ben bilinmezken canıma can katan Toprak ana kucağında uyutan   Canan yoksa can kendisi mi kalır Bu ayrılık, bir değil, bin can alır.   Gurbet acısı, […]

Süruş’un üç halinden üçüncüsü

Nebevi rüya tezi 1 Bundan önceki yazılarda Abdülkerim Süruş’un ilk iki halinde ortaya attığı “Dini bilginin değeri ve evrimi” ile ikinci halinde “Kelam-ı Muhammed” tezlerini ele almıştık. Şimdi en son tezine yani “Resulâne (Nebevi) rüyaların ravisi Hz. Muhammed” adlı tezine sıra gelmiştir. Söz konusu tezi dört başlık altında […]

Ebu Zer

  Çöl bu Aksi sedası olur mu ne dağ var ne duvar dinmeyen feryadı Arştan yere bir sayha gibi yankılandı Kum tepeleri haşyetle çalkalandı.   Rebeze çölünde Ebu Zer deli divaneydi Zulüm, sürgün ve açlık Cümlesi bahaneydi İman, öfke ve adaletten başka derdi neydi?   Çölün sakinleri ona […]

Süruş’un tarihselciliği ve hermenötiği

1)Peygamber, eksen, suret Abdülkerim Süruş’ün “üç halin ikincisinde” öne sürdüğü iddia, peygamberin vahyi kendi suretinde açığa çıkardığı tezidir. Nasıl şaire ilham geliyorsa ve şair de bunu kendi diliyle ifade ediyorsa, bunun gibi, peygamber de kendi suretinde bunu açığa çıkarır. Dolayısıyla suret, peygambere ait olup ilahi değildir. Bu iddiayı […]

Kelam-ı Muhammed: Dil, toplum, kültür

Kur’an’ın Arapça dil ile kolaylaştırılmış olması Arapçanın doğasından değil, beşerin konuştuğu dil dolayısıyla kolaylaştırılmış olmasından kaynaklanır. İsmail (a.s)’dan başlamak üzere belki ilahi bir yönlendirme ile son vahye hazırlandı ve muhtemelen vahiy zamanında Arapçanın dışında başka bir dil vahyin ifadesine yeterli değildi. Ancak yine de vahiy bağlamında Arapça li-aynihi […]