Kategori: Günün Yazısı

Süruş’un tarihselciliği ve hermenötiği

1)Peygamber, eksen, suret Abdülkerim Süruş’ün “üç halin ikincisinde” öne sürdüğü iddia, peygamberin vahyi kendi suretinde açığa çıkardığı tezidir. Nasıl şaire ilham geliyorsa ve şair de bunu kendi diliyle ifade ediyorsa, bunun gibi, peygamber de kendi suretinde bunu açığa çıkarır. Dolayısıyla suret, peygambere ait olup ilahi değildir. Bu iddiayı […]

Kelam-ı Muhammed: Dil, toplum, kültür

Kur’an’ın Arapça dil ile kolaylaştırılmış olması Arapçanın doğasından değil, beşerin konuştuğu dil dolayısıyla kolaylaştırılmış olmasından kaynaklanır. İsmail (a.s)’dan başlamak üzere belki ilahi bir yönlendirme ile son vahye hazırlandı ve muhtemelen vahiy zamanında Arapçanın dışında başka bir dil vahyin ifadesine yeterli değildi. Ancak yine de vahiy bağlamında Arapça li-aynihi […]

Süruş’un İkinci Hali’nden “Kelam-ı Muhammed”

Vahiy ve ilham, peygamber ve şair Süruş’un üzerinde durmamız gereken “Kelam-ı Muhammed” tezi dört ana noktada toplanmaktadır: 1) Peygamber şair gibi ilham alır. Bir şair gibi aldığı ilhamı kendi bilgi ve kavrayış/anlayış kapasitesi çerçevesinde yeniden aktarır. Ancak bu iddiayı öne sürerken peygamberin şairden daha üst bir mertebede olduğunu […]

Süruş’un Üç Halinden İlk Hali

 “Dini bilginin evrimi” Abdülkerim Süruş’un üç halden geçip “Nebevi rüya aşaması”na geldiğini söylemek mümkün. Bunlardan ilk hali “Dini bilginin evrimi”, ikinci hali “Kelam-ı Muhammed”, üçüncü hali Kur’an vahyini rüya ta’birine indirgeyen “Nebevi rüya” teorisi. Devrimden önce ve 1980’lerin ortalarına kadar entelektüel donanımı ve akademik formasyonuyla ahlaki, sosyal ve […]

Abdülkerim Süruş ve Kelam-ı Muhammed

Giriş Bugün İran İslam Cumhuriyeti dışında yaşamak zorunda kalan Abdülkerim Süruş zamanımızın önemli mütefekkirlerinden biridir. 1970’li yıllarda İran’da fikri önderlik yapan İslamcı entelektüeller arasında yer almıştı. Devrimden sonra İmam Humeyni, hem kültür devrimini şekillendirmek hem de üniversite müfredatını gözden geçirmek üzere onu İngiltere’den davet etmiş, o da görevi […]