Ölüm cezasından yana olmayanlar

20. yüzyılın başlarına gelindiğinde İslam dünyasının iki merkezi Hidistan ve Mısırda yaşayan iki düşünür, Şırak Ali ve M. Reşid Rıza’nın mürted meselesine hiç de “hükmünün değiştirilmesi kimsenin kudret elinde olmayan şer’i bir hüküm” olarak bakmadıklarını görüyoruz. Şırak Ali mürtede verilen cezanın siyasi mahiyette olduğunu savunurken Kur’an ayetlerinin maddi […]

Ölüm cezasından yana olanlar

Mürtede ölüm cezası verilmesi gerektiğini savunanların kendilerine göre bir takım gerekçeler öne sürmektedirler. Neredeyse tamamının gerekçeleri birbirine yakın olduğundan, biz belli başlı birkaç fakih veya kişiden örnek vermekle yetineceğiz: Serahsi (483/1090), mürtede ölüm cezasının takdir edilme gerekçesini şöyle açıklar:“İnkâr suçların en büyüğüdür. Ancak bu kul ile rabbi arasındadır. […]

Mürtedlerle ilgili karışıklık

Dinden çıkan mürtede ceza takdir edilirken klasik fakihler, iki usul takip etmişlerdir: Biri konuyla ilgili nass olarak göz önünde bulundurdukları ayet ve hadislerin “naklin sübut ve delaletin kat’iyet” ifade edip etmediği hususu; diğeri söz konusu nasslardaki hükümlerin illetlerine binaen maksatları gözetilerek bir görüş geliştirilmesi. Bu esasında fıkıh tarihimize […]

Osmanlı’da irtidat ve Düvel-i muazzama

Önceki yazıda İslam ülkelerinde muhaliflerin ne kadar kolayca ölüm cezalarına çarptırldığını gördük. Bu cezalar büyük ölçüde gücünü tarihi fetvalardan alıyor. Bu yazıda itikadi irtidada takdir eden cezanın Osmanlı devleti ile Avrupalı devletler (Düvel-i muazzama) arasında ne büyük sorunlara yol açtığını, Osmanlı’yı bu uygulamadan ancak Avrupa’nın vazgeçmeye zorladığını göreceğiz. […]

Mürtedlere ölüm cezası

“İrtidat ve mürtedler”le ilgili yazılarımızın sonuna gelmiş bulunsak bile, bu bölümü birkaç yazı ile daha sürdüreceğiz. Konuyu bu geniş çerçevede ele almamızın sebebi, “irtidat ile ölüm cezası”nın sadece fıkıh veya kelam kitaplarında geçmiş dönemlere ait bir bilgi veya teorik mahiyette bir konu olarak duruyor olması değil, hem müslümanların […]